avatar
Today is Cumartesi
04 Eylül 2010

01 Eylül 2009

Facebook Çılgınlığı

yapan Yavuz Selim Bilgin — Kategoriler: Genel — Etiketler:, Yorum yapılmamış

Tam ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama posta kutuma düşen davet mailleriyle tanıştım Facebookla. İlk zamanlarda ne olduğuna bakmadan silsem de baktım hem herkesten geliyor hem de insanlar aralarında Facebook’ta şunu gördüm şu şunu yazmış vs. diye konuşmaya başlayınca bakalım neymiş diyerek üye oldum. Mantalitesi hoşuma gitti. Eski arkadaşları bulma, fotoğraflar ekleme, profil sayfaları vs. Ama içimden bir ses yakın zamanda bunun suyunun çıkacağını, profil foto gibi şeylerin suiistimale ne kadar açık şeyler olduğunu söylüyordu. Yine de artık Facebook a üye olduğum için davet mailleri kesilmişti, ben mutluydum.

Boş zamanın gözü kör olsun biraz kurcaladım sonraları. “Wall” uygulamaları popüler olmuştu. Ben de bilerek veya bilmeyerek bu uygulamaları eklemişim profilime. Herkes birbirine bir şeyler gönderme yarışına girmişti. İnternetten mahrum birkaç günden sonra mail kutumu açtım ve ne göreyim. bilmemneWall uygulamasından yüzlerce mail. Hepsini bir çırpıda sildikten sonra hemen Facebook’u açtım ve ayarlardan uygulamaların mail gönderebilme seçeneğini iptal ettim. Ayarlara girmişken gördüğüm ve beni uyandıran gizlilik sekmesinde de gerekli tüm ayarları yaptıktan sonra ilk üye olduğum sıralar içimde fısıldayan o ses yine konuşmaya başladı. Pek kulak asmadım.

Facebook doğal olarak boş durmuyordu. Baktı ki insanlar durmadan bir şeyler paylaşıyor. O halde bu işi uygulamalara bırakmamalıyım dedi ve yeni Facebook adı altında günümüzdeki görünümüne kavuştu. Tasarım değişiklikleri olabilir arada tam takip etmediğim için bilemiyorum ama bizim işimiz zaten işin görünen ve cilalı kısmıyla değil.

Bir de grup meselesi var. Facebook geliştiricileri muhtemelen insanlar tuttuğu takımı, memleketini desteklesin veya bir nevi sosyal platform oluşsun diye böyle bir özellik eklemişler. Biz ne yaptık. Bunun da suyunu çıkarttık. Çıkan suyu aşağıda detaylı olarak inceleyeceğiz.

Malumunuz ülkemizde ve dünyada işi gücü olmayan, “boş-beleş” olarak tabir edebileceğimiz bir “sürü” insan var. Her ne kadar İlber Ortaylı hoca insanlara sürü denmeyeceğini savunsa da bahsi geçen arkadaşlar aynı ve faydasız işleri yaptıkları için sürü diye hitap etmekte beis görmüyorum.

Yukarıda Facebook meselesinin suyunun çıktığını yazmıştık. Üşenmedim bu sudan örnek alarak laboratuara tahlile gönderdim. Sonucu da aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

TAHLİL SONUCU

Facebook’u geliştirenlerin böyle bir düşüncesi var mı bilinmez (günahlarını almayalım) insanları akıl almaz bir biçimde kategorize ve afişe ediyor. Dini, etnik, politik her türlü alanda. Yakında anne kızlık soyadı bölümü de eklerlerse profile şaşmamak lazım. Facebook veritabanına yazılacak ufak bir sorgu ile örneğin:
XX.XX.XXXX tarihinde doğanlar,
Memleketi Y olanlar,
Z dinine mensup olanlar,
A politik görüşüne sahip olanlar,
B takımını tutanlar,
C sanatçısının hayranları,

Gibi birçok sonuca ulaşılabilir. Ne var ki bunda bunlar gizli bilgiler değil ki? Diyecek olabilirsiniz. Bunlar tek tek ele alındığında gizli bilgiler değil. Ama milyonlarca insanın bu şekilde envanterini tutmanın değerini en masumane şekliyle reklam sektöründekilere sorabilirsiniz.

Yukarıdaki madde buzdağının görünen kısmını anlatıyor. Maalesef mesele sadece profil bilgilerinden ibaret değil. Paylaşılan videoların, eklenen yazıların hatta mesajlaşmaların her birisi bu amaçla kullanılabilir. Beni paranoyak olarak görebilirsiniz fakat nedense Facebook gizlilik metninde açık açık “garanti altına alamayız” diye belirtmiş. Ben sadece ihtimali söylüyorum.

Güvenlik kısmını tamamen es geçelim. Grup meselesini ele alalım. İnsanların herhangi bir amaçla grup açıp toplanması gayet doğal. Ama bunu namus meselesi haline getirenler var. “Davet etmeyeceksen üye olma, tüm sülaleni davet et, en yüksek üye sayısı bizde” gibi saçma sapan yazılarla her gün defalarca karşılaşmak mümkün adı geçen sitede. Merak ediyorum mesela 10000 üyeyi geçen grupların kurucularına ödeme yapıyor mu Facebook? Bu adamlar neyin kavgasını yapıyor. Sanmıyorum. Yazının başında da belirttiğim gibi boş zaman fazlalığının gözü kör olsun.

Suda görülen bazı türlerde de yaptığı her şeyi Facebook durumunda belirtme eğilimi görülmüştür. Örnek olarak “@kahvaltı” “@spor” “@havuz” “@zart” “@zurt” veya “bilmemnerede havuz sefasında” ifadelerini gösterebiliriz. Nispet mi yapıyorsun bize anlamadım ki? Madem havuzdasın git adam akıllı çim (genç arkadaşlar için çimmenin anlamı). Ne işin var feysbukta meysbukta. “@” olayına değinmeden geçemeyeceğim. Bilmeyenler için açıklayalım. İngilizcede “de-da” ekine tekabül eden “At” öneki yerine okunuşu aynı olan “@” işareti kullanılıyor internet dilinde. Hadi İngilizce konuşan milletler yazar anladım, hadi etrafında bir yvar facebookta maebookyaparlar. bununla met etmektedirler. bu ın da bu hastabancı olmadığı halde İngilizce kullanmak görgüsüzlüğü gösterenleri de anladım. “@kahvaltı” yani “at kahvaltı” ne demektir anlayan varsa beri gelsin bana da anlatsın.

Tıbbın herhangi bir dalında incelendiler mi bilmem ama bir de her gördüğünü paylaşan, her gördüğünü beğenen, her gördüğüne yorum yapan tipler var. Bunlar da genel olarak yukarıda bahsettiğimiz sürüye dâhil olmakla beraber zaman zaman işi gücü olan aklı başında insanların da bu hastalığa tutuldukları görülmektedir. Yan etkileri olarak aklı başında çevrelerce itibar kaybına uğrayabilirler.

Son olarak klinik vaka olarak değerlendirebileceğimiz sevgiye aç, şefkate muhtaç memleketimizin bıçkın “eril cinse mensup kişi”’lerinden söz etmemiz gerekiyor. Delikanlı veya benzeri bir sıfat kullanmadım zira yaptıkları hareketlerin delikanlılığa sığan bir tarafı bulunmamakla beraber delikanlılık müessesinin yozlaşmasına hizmet etmektedirler. Bu arkadaşlar her gördükleri güzel kızı arkadaş olarak ekleyip genelde taciz olarak tabir edebileceğimiz mahiyette mesaj gönderir, yorum yaparlar. Bununla kalmayıp profil fotoğraflarına bilumum “Kurtlar Vadisi”, “Deli Yürek” ve benzeri dizilerin karakterlerinin çakması, fotoğraflarını koyarlar. Bununla da kalmaz bu profillerle yabancı ünlü oyuncuların hayran sayfalarında büyük harflerle burada dile getiremeyeceğim yorumları yaparlar. Diğer yaptıklarını “amaaaan” boş verebiliriz. Ama bu son hareketle ülke imajımızı zedeliyorlar. Buradan yetkililere sesleniyorum. İbret-i âlem olsun diye sallandırmak lazım birkaç tanesini taksim meydanında.

SON KELAM

Belki de teknolojiyle bazı ülkelere nispeten geç tanıştığımız için bazı şeyleri henüz sindiremediğimiz kanaatindeyim. Bunu Türk milletiyle özdeşleştirmiyorum. İlla ki her millette söz konusudur bu durumlar ama ben meselenin bize bakan yönünü ele aldım. Birilerinin bu gidişe dur demesi gerektiğini söylemek istesem de nasıl olacağını ben de kestiremediğim için söylemiyorum. Ama bir şekilde “gereçleri işlevine uygun kullanmak” konusunda bilinçlenmemiz gerektiğini söyleyebilirim.

Bu bilinçten uzak kalmamanız dileğiyle…

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

© 2010 Yavuz Selim Bilgin All rights reserved - Wallow theme by TwoBeers Crew - Powered by WordPress - İyi eğlenceler!