Network Ne Demek?
Network kelimesini Türkçeye ağ olarak çevirebiliriz. Ama genel terminoloji İngilizce olduğundan ve Türkçeye çevrildiğinde ortaya çok da anlaşılmayan ifadeler çıkmasından dolayı network demeye devam edeceğiz.
Network kısaca iki veya daha fazla bilgisayarın birbirlerine bağlı olduklarında oluşturdukları yapı demektir. Daha açık olarak eğer birbirine bağlı bilgisayarlar varsa bunlar bir network oluşturmuş diyebiliriz.
Bilgisayarlar birbirlerine neden bağlanırlar? Bunun çok fazla sebebi var ama olaya tersten bakarsak şunu söyleyebiliriz. Günümüzde bir networke bağlı olmayan bir bilgisayarın yapabileceği işler bundan on yıl önce, bilgisayar teknolojileri şu gün olduğundan çok daha gerideyken yapabildiklerinden çok da farklı değildir. Bir atasözünde “bir elin nesi var iki elin nesi var” denildiği gibi bilgisayarların birbirleriyle haberleşebilmesi günlük yaşantımızda bile bir çok kolaylık sağlıyor.
Network Çeşitleri
Temel olarak iki çeşit network sistemi vardır diyebiliriz. Birincisi “peer to peer” veya kısaca “P2P” dediğimiz, Türkçeye “eşteneşe” olarak aktarabileceğimiz, bilgisayarların birbirleriyle doğrudan, herhangi bir ana bilgisayar olmadan haberleşebildikleri sistem. Örnek olarak günümüzde yaygın olarak kullanılan “Instant Messaging-Anlık Mesajlaşma” veya “Torrent” uygulamalarını gösterebiliriz. İkincisi ise Client-Server mimarisi olarak geçen, bilgisayarların bir ana bilgisayar aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurabildikleri ve en güzel örneği “web” olan sistem. Webde bir siteye erişmek için öncelikle adres satırına adresi yazarız. Ardından DNS dediğimiz server tarafından o adresin hangi IP adresini gösterdiğini öğrenip o IP adresine sahip serverı buluruz. O server bize istediğimiz sayfayı verir. Bu örnekte biz client-istemci DNS ve barındırıcı makine ise server-sunucu rolüne güzel birer örnek oldu.
Ağ Protokolleri
Protokolü aslında bir haberleşme usülü olarak ele alabiliriz. Bu konuda yaygın kullanılan bir örneğe bakalım. İki insan iletişim kuruyor. İlk aşamada selamlaşırlar. Sonra diğer konuşmalar geçer. En başa gidersek bir insanın diğerine önce kendisini tanıtması gerekir. Ağ protokolleri de buna benzer. Mesela internet tarayıcıları sayfaları görüntülemek için serverdan “http-hyper text transfer protocol” protokolünü kullanarak ister. Web programcıları dosyalarına servera “”ftp-file transfer protocol” kullanarak aktarır. Tabi ki bunlar uygulama katmanının protokolleri olduğu için bu protokollerin gereklerini kullandığımız uygulamalar yerine getirir. Katmanları ileride inceleyeceğiz.
İnternet Nedir?
İnternet olarak adlandırdığımız şey aslında büyük bir networkden ibarettir. Öyle büyük bir network ki tüm dünyadaki bilgisayarlar bu networke bağlı. Biz evimizden bir ISP kullanarak (TTNET, Turksat vs.) internete bağlanıyoruz. Bizim evimizden çıkan kablo önce bu ISP’nin santraline gidiyor. Orada o çevredeki tüm müşterilerin kablolarıyla birleşerek şehrin merkez santraline gidiyor. Burada ise tüm şehirdeki müşterilerden gelen sinyaller birleşerek bölge santraline gidiyor. Bu çember bir şekilde tamamlanıyor ve biz internet denilen network aracılığıyla başka bir yerden internete bağlı herhangi bir bilgisayarla veri alışverişi yapabiliyoruz.
Erişim Teknolojileri
En başta bunları üçe ayırabiliriz.
Yerleşim yerine ait erişim
Şirket erişimi
Kablosuz erişim
Yerleşim Yerine Ait Erişim
Bir uç sistemi sınır yönlendiricisine bağlar. Yani örnek verecek olursak bizim evimizdeki bilgisayar veya bilgisayarların oluşturduğu ağı internete bağlayan ağlar diyebiliriz. Çok değil 4-5 yıl önce Dial-Up dediğimiz sistemle 56 kbps hızında bağlanıyorduk internete. O devirde 700-800 mb boyutundaki dosyaları indirmek hayaldi. 4-5 mb lık dosyaları büyük bir sabırla (eğer bağlantı kesilmezse) indirebiliyorduk. Ve basit bir web sayfasının açılması bazen dakikalar alıyordu. Bununla birlikte internete bağlı olduğumuz zaman telefon sürekli meşgul oluyordu. Dolayısıyla çoğu zaman internet için ikinci bir telefon hattına ihtiyaç duyuyorduk. Dialer denen virüsler dünyanın öbür ucunu arayarak faturalarımızı şişiriyordu. Ne yazık ki DSL denilen teknolojinin asimetrik olanıyla tanıştık ve bu dertlerden kurtulduk. Peki ne demek DSL? Asimetrik DSL nasıl oluyor? DSL PSTN (bildiğimiz sabit telefon) hizmeti verile bakır kablolar üzerinden verilen ve mesafeye bağımlı yani santral ile istemci arasındaki mesafeye göre hızda ciddi düşüşler yaşanabilen bir bağlantı çeşidi. Asimetrik DSL yani ADSL ise bu bağlantının bant genişliğini indirme ve göndermeye yani yaygın deyişle upload ve downloada eşit olarak ayırmayan çeşidi. Son kullanıcı dediğimiz kullanıcılar internetten genelde bir şeyler indirdiği çok nadir olarak bir şeyler gönderdiği için böyle bir ayarlama yapılmış. DSL iletişim hattını üç ayrı banda böler. 50 kHz ile 1 MHz arası yüksek hızlı aşağı akım kanalı, 4kHz ile 50 kHz arası orta hızlı yukarı akım kanalı, 0 ile 4 kHz arası ise iki yünlü telefon kanalı. Bu ayrım sayesinde aynı hat üzerinden aynı anda bu üç hizmet de sağlanabilir. Teorik olarak ADSL maksimum 8 mbps hız sunar. Bir başka DSL türü olan VDSL çok daha yüksek hızlar sunabilmesine rağmen artan mesafeyle sunulabilen hız çok fazla düştüğünden çok yaygın olarak kullanılmamaktadır. Diğer bir bağlantı çeşidi ise HFC (Hybrid-Fiber Coaxial) . Ülkemizde Kablonet olarak bilinen bu bağlantı çeşidinde sinyaller kablo televizyon şebekesinin kullandığı HFC kablo üzerinden sağlanır. DSL ile HFC arasındaki en büyük fark DSL ev ve ISP arasında o kullanıcıya adanmış bir hat sunarken HFC o bir bölgedeki kullanıcıların hepsini aynı hat üzerinden santrale bağlar. Fakat HFC’nin sunduğu bant genişliği DSL’in sunduğundan çok daha fazla olduğundan eğer ISP kullanıcıları mantıklı bir şekilde gruplandırırsa HFC bu dezavantajını ortadan kaldırıyor.
Bir başka erişim şekli ise uydu erişimi. Herhangi bir ISP’nin hizmey vermediği kırsal bölgelerde veya çok yüksek bant genişliğine ihtiyaç duyulan (üniversite gibi) yerlerde doğrudan bir uyduya bağlanarak internet hizmeti almak mümkündür. Çok yüksek bant genişliği sunmasına rağmen çok yüksek işletme maliyeti yüüznden fazla rağbet görmemektedir.
2. Şirket Erişimi
Bir kurum içindeki bilgisayarların hepsini birbirine ve internete bağlamak için oluşturulan sisteme LAN (Local Area Network-Yerel Ağ) denir. Günümüzde yaygın olarak Ethernet teknolojisi kullanılmaktadır. Şu anda Ethernet teknolojisi 1gbps a kadar hız sunabilmekle beraber genelde kullanılan sistemler 100 Mbps hızını desteklemektedir.
3. Kablosuz Erişim
Günümüzde bilgisayarların boyutlarının küçülmesi ve mobil yaşantı kavramının önemini arttırmasıyla beraber kablolardan kurtulup kablosuz özgürlüğün tadını çıkartmaya başladık. Artık bir kafede, restoranda, otobüste seyahat ederken dizüstü bilgisayarımız, Pda’mız veya cep telefonumuzla internete bağlanabiliyoruz. Kablosuz ağ temel olarak belirli bir alana sinyal gönderebilen bir sitasyon aracılığıyla iletişimi gerçekleştirir. Bu istasyon bir kablo ile internete bağlıdır ve bu kablo üzerinden aldığı hizmeti kablosuz olarak bağlanan cihazlara paylaştırır.
Wi-Fi olarak da bilinen IEEE 802.11 teknolojisi şu anda hayatımızda ciddi kolaylıklar sağlamaktadır. a/b/g gibi değişik tipleri bulunan bu teknolojinin en yaygın olarak kullanılanı olan IEEE 802.11g 54mbps bant genişliği sunmaktadır.
GSM altyapısı üzerinden verilen 3G servisleri sayesinde kullanıcılar GSM hizmeti verilen herhangi bir bölgeden 3G destekleyen mobil telefonları aracılığıyla 1mbpsi geçen bir hızla internete bağlanabilmektedir. Her ne kadar ücretlendirmesi pek kullanıcı dostu olmasa da çok geniş bir kapsama alanı sunmasından dolayı özgürlükleri katlayan bir teknolojidir.
Son olarak IEEE 802.16 olarak bilinen WiMAX teknolojisinden söz edelim. Henüz yaygın olmayan ve geliştirme aşamasında olan bu teknoloji kilometrelerce çapta 10mbpsa kadar hız sağlamaktadır.
Bu makalede bilgisaar ağlarına girişin ilk kısmını ele aldık. Gelecek makalede fiziksel ortam,anahtarlamalar, gecikmeler ve katmanlı mimariye göz atacağız.


