avatar
Today is Cumartesi
04 Eylül 2010

16 Haziran 2009

Bilgisayar Mühendisliği Üzerine

yapan Yavuz Selim Bilgin — Kategoriler: Sektörel — Etiketler:Yorum yapılmamış

Bilgisayar kelimesi Türkçe adına büyük bir kazanım. Bu vesileyle Aydın Köksal’a tekrar teşekkür etmek istiyorum. Kendisi 2500 üzerinde bilişim terimini Türkçeleştirmiş bir dilbilimci ve kendi deyimiyle Türkiye’nin ilk “Bilgisayar Mühendisi”. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Her ne kadar dilimize yerleşmesi yıllar almış olsa da bizi “kompüter”hatta “gompütür” gibi Çin malı sahte pillerin üzerindeki “Panasonic” türevleri gibi “saçma” kelimeleri kullanmaktan kurtaran bir kelime bilgisayar.

Bilgisayar kelimesi dilimize yerleşmiş yerleşmesine de bilgisayarın anlamı, ne demek olduğu, ne iş yaptığı gibi konularda hala ciddi sıkıntımız var. Doğal olarak “Bilgisayar Mühendisi” kavramıyla ilgili de aynı şekilde sıkıntılar baş gösteriyor.

Kimi zaman bilgisayar satıcısıyla, kimi zaman programcıyla, hatta kimi zaman ziraat mühendisleriyle aynı kefeye konulan bilgisayar mühendisleri, genelleme yapmak istemiyorum ama maalesef kendileri de bir tanım yapabilmekten aciz kalıyor çoğu zaman.

Biraz araştırma yapalım. Google ustaya soruyoruz ilk sırada Wikipedia geliyor. Bakalım wiki ne demiş.

Bilgisayar Mühendisliği , Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimini kapsayan, temel olarak yazılım ve donanım üzerine birçok konu ile ilgilenir. Ayrıca matematik ile ilgili birçok konu içerir.

Bilgisayar mühendisleri, programlama dilleri, yazılım tasarımı ve yazılım – donanım entegrasyonu eğitimi alırlar. Programların neyi yapabileceği neyi yapamayacağı (bk. Hesaplanabilirlik), programların belirli bir görev üzerinde nasıl etkili bir performans gösterebilecekleri (bk. algoritma ve karmaşıklık), programların saklanmış bir veriyi nasıl yazıp okuyabilecekleri (bk. veri yapıları ve veritabanları), programların nasıl daha akıllı çalışabilecekleri (bk. Yapay zeka),insan ve programların birbirleriyle nasıl bir iletişim içerisinde olacakları (bk. insan bilgisayar etkileşimi ve kullanıcı arayüzleri) konuları üzerinde ve ASIC, FPGA, devre tasarımı ile donanım-yazılım entegrasyonu alanlarında çalışırlar.

Devam ediyoruz. www.bilgisayarmuhendisleri.comsitesi ise işin donanım tarafını tamamen atlayarak şöyle bir tanım yapmış.

Bilgisayar mühendisleri genel olarak bilgisayar programı yazarlar. Yani oynadığınız oyunları, Word’ü Excel’i Windows’u ya da bir muhasebe programını da bu şekilde yazıyoruz… Yazarlar diyorum çünkü program yazmak, yazı yazmak şeklindedir.

Ve son olarak ODTÜ’de bir öğretim görevlisinin sitesine bakalım. Uzun olduğu için buraya yazmıyorum. Buradan ulaşabilirsiniz yazıya.

Tanımlara baktık. Aslında benim bu konuda daha güzel bir fikrim var. Örnek bir diyalogla bunu anlatmaya çalışalım.

Meraklı Vatandaş(MV) ve Bilgisayar Mühendisi adayımız(BM) otobüste yan yana seyahat etmektedir.

MV-Yolculuk nereye hemşerim?

BM-İstanbul.

MV-Öğrenci miyiz?

BM-Evet.

MV-Bölüm neydi?

BM-Bilgisayar Mühendisliği.

MV-Aaa ne güzel. Benim oğlan da seneye sınava girecek. Gece gündüz bilgisayar başında kerata onu da mı bilgisayar mühendisi yapsak.

BM-Yok aslında çok alakalı şeyler değil.

MV-Nasıl yani? Siz de bilgisayarla oynamıyor musunuz? (bu oynama kısmına ayrıca değineceğiz)

BM-Yok biz daha çok işin tasarım kısmıyla ilgileniyoruz.

MV-Tasarım derken?

BM-Mesela makine mühendisini düşünün. Ne iş yapar makine mühendisi?

MV-Ne yapacak makine yapar.

BM-Evet. Makine Mühendisi makineyi tasarlar. Kullanan ise Makine Operatörüdür. Makine bozulduğunda tamir eden ise Makine Teknisyeni. Aynı şekilde bilgisayarı tasarlayan mühendis, kullanan operatör, bakım ve tamirini yapan ise teknisyendir diyebiliriz. Ha bir de bunların alt alanları var. Mesela en temel olarak “Yazılım” ve “Donanım” olarak ayırabiliriz. Gerçi ülkemizde donanım alanında çalışma imkanı pek olmasa da ülkemizde yetişmiş olup dünyada bu piyasada çalışan bir çok mühendisimiz mevcuttur.

MV-İyi diyorsun güzel diyorsun da peki benim abimin oğlu var bu programcılık mı ne okuyor. Geçen bayram bize geldiğinde o da böyle bir şeyler diyordu. “Pororam” mı ne yapıyorlarmış. Onlar ne oluyor.

BM-Onlara da aslında bir bakıma teknisyen diyebiliriz. Şimdi az evvel dedin ya makine mühendisi makineyi yapar diye. Ben de dedim ki makine yapmaz. Makinenin tasarımını yapar. Yazar çizer her şeyini hazırlar. Fabrikada onun yazdığını çizdiğini uygulayan teknisyen başkadır. Mühendis tulumu giyip de torna tezgahının başına geçmez yani kolay kolay. Tam olarak aynı şey olmasa da böyle örnekleyebiliriz. Ama şunu unutmamak lazım. Bilgisayar çok çabuk gelişen bir teknoloji ürünü. Ve internet denilen deryada sayısız kaynak var. Yani mesela yazılım alanında kendini çok iyi geliştirmiş birisinin yanında sırf adı mühendis diye mühendislik diploması olana bu işi sen daha iyi bilirsin diyemeyiz. Ama şunu da unutmamak lazım ki mühendislerin aldığı onca matematik dersleri, mesleki teorik dersleri onlara çok büyük bir avantaj sağlar.

MV-Neyse benim aklım ermedi. Kaç kardeşsiniz?

…..

Bu muhabbet böyle uzar gider. Ama sanırım derdimizi bir nebze olsun anlatabildik. İkinci yazıda sektörün durumuna göz atacağız.

Sağlıcakla Kalın…

08 Haziran 2009

Opera vs IE8

yapan Yavuz Selim Bilgin — Kategoriler: Genel — Etiketler:, , Yorum yapılmamış

İlk makalemle sizlere merhaba demek istiyorum.


Bu yazıda artık hayatımızın vazgeçilmezi olan internet dünyasına açılan pencerelerimiz olan internet tarayıcılarının arasındaki ezeli çekişmedeki son duruma bakacağız.
İki oyuncumuz var. Birincisi işletim sistemi pazarının tartışmasız sahibi olan Windows’un içinde gelen ve birçok internet kullanıcısının internetle özdeşleştirdiği (ismi çok iyi seçilmiş) Internet Explorer’ın son ve belki bugüne kadar en iddialı sürümü olan IE8, İkincisi ise kalburüstü internet kullanıcılarının değişmez tercihi, ie’nin çoğu özellik söz konusu olduğunda 3 yıl geriden takip ettiği neredeyse tüm testlerde en az güvenlik açığı bulundurduğu tescillenen ama ne yazık ki ülkemizde ve dünyada layık olduğu kullanım oranlarına ulaşamayan, gönüllerimizin prensi Opera’nın güncel sürümü Opera 9.64.
Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Microsoft IE8 ile yıllardır mağlubiyete oynadığı browser pazarında çok akıllıca bir hamle yaptı. Altyapı değişiklikleriyle, web slices olayıyla, hızlandırıcılarıyla bu sefer olmuş diyebiliriz. Fakat sekmeler açılırken net bir şekilde fark edilen hız problemine bir çözüm bulmaları lazım. Farenin orta tuşuyla bir linke tıkladığınızda neredeyse 2 saniye gecikme ile açılıyor sekme. Operada ise tıklamamızla açılış arasında bizim fark edebileceğimiz bir süre geçmiyor. Tamam, belki üstün güvenlik önlemleri dolayısıyla oluyor olabilir bu durum fakat kullanırken hele de hızlı bir tarayıcıya alışmış bir kullanıcı için işkenceye dönüşüyor.
Bu arada her iki programın da kaynak tüketimlerine göz atalım. 6 popüler web sitesini Operada ve Internet Explorer’da açtık. Görev yöneticisine baktığımız zaman Opera. exe 123 MB bellek kullanırken, 5 farklı iexplore. exe dosyasının toplamda 163 MB bellek tükettiğini görüyoruz. 1 pencerede 6 sekme açıkken 5 ayrı iexplore. exe çalışmasına ben bir anlam veremedim.
Opera bünyesinde başarılı bir mail istemcisi ve özet akışı görüntüleyicisi bulunduruyor. Internet Explorer başarılı bir özet akışı görüntüleyicisi sunarken mail istemcisi konusunda bir şey veremiyor. Microsoft Live ailesi varken IE’nin böyle bir işe kalkışmasını beklemiyorduk zaten.
Diğer rakibi Firefox gibi Opera’nın da arkasında çoğu 3. Parti olmak üzere geniş bir bileşen(eklenti) desteği varken, IE8 bu açığını Hızlandırıcılar ile kısmen kapatmış olsa da hala bu konuda rakiplerini yakalayabilmiş değil. Çünkü Opera yıllardır IE’nin hızlandırıcı dediği ve tüm tanıtımlarında ballandırıla ballandırıla anlatılan özelliğini bünyesinde barındırıyor. Ama şunu da göz ardı etmemek gerekir ki Web Slices olayı ile IE8 web tarayıcı dünyasında bir ilki gerçekleştirdi. (yanılıyor olabilirim)
Gelelim indirme yöneticileri konusuna. Opera Aktarımlar başlığı altında yüklemeleriniz için ayrıca bir yazılım kullanmanızı gerektirmeyecek kadar başarılı bir arabirim sunuyor. Ayrıca Opera bu arabirim üzerinden vasat düzeyde bir torrent istemcisi de sunuyor. IE8 cephesinde ise IE7ye hatta IE6ya nazaran pek bir gelişme yok gibi. Halen aktarımlarınız kesildiğinde başa dönmemek için ayrıca bir indirme yöneticisi kullanmanız gerekiyor.
Son olarak Opera’da bulunan fakat IE8de bulunmayan iki özellikten bahsedelim. Bunlardan ilki bana göre kullanıcıya çok büyük bir kolaylık sağlayan fare kısa yolları (mouse gestures). Örnek vermek gerekirse resimde de kısmen görüldüğü gibi Opera’da farenin sağ tuşuna basıp çeşitli hareketler yaparak tarayıcının birçok işlemini yapmak mümkün (ileri, geri, yeni sekme, sekme kapat vs). Bunlar bana göre bir tarayıcının en önemli, olmazsa olmaz özelliklerinden. Alıştıktan sonra başka tarayıcı kullanırsanız sürekli sağ tuş menüsünü açıp sinir oluyorsunuz. Bu özelliği Firefox da eklenti olarak sunuyor. İkincisi geri alma işlemi. Bilgisayar kullanıcılarının en sıkı dostu olan Ctrl+z tuş birleşimi(burada ben kombinasyon kelimesini kullanmıştım fakat Word uyardı yabancı kelimeler yerine Türkçesini tercih edebilirsin dedi. Şaşırdım doğrusu) ile Opera’da sekme açıp kapatmak dahil tüm işlemlerinizi geri alabiliyorsunuz.
Bir önceki paragrafa “son olarak” diye başladığımın farkındayım. Fakat Opera’nın bu özelliklerinden bahsettikten sonra IE’nin de “InPrivate Göz atma” özelliğine değinmeden geçersem haksızlık etmiş olacağımı düşündüm. IE8’de bir InPrivate göz atma penceresi açarak dilediğiniz sayfalarda dolaşabilir çarpı tuşuna basıp kapattığınızda ise arkanızda hiçbir iz bırakmazsınız. (denemedim, bu konuda emin değilim )
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Opera bence hala tahtında oturuyor. Fakat IE8 ile birlikte IE artık eskisi gibi “vasatın altında” bir tarayıcı olmaktan kurtulmuş. Ama yine de Windows ile beraber gelmediği takdirde pek kullanıcı bulabileceklerini sanmıyorum.
En kısa zamanda yeni bir yazıda buluşmak dileğiyle…

Yavuz Selim BİLGİN

© 2010 Yavuz Selim Bilgin All rights reserved - Wallow theme by TwoBeers Crew - Powered by WordPress - İyi eğlenceler!